Yeni yıl dileklerim bu yıl da değişmedi

Sizlere yalandan, dolandan, yozluktan, yobazlıktan, hırsızlıktan, talandan, hoyratlıktan, ayrımcılıktan ve en çok da şiddetten arınmış bir yıl diliyorum… Her yeni güne sevinçli, umutlu başlayacağınız, her akşam vicdanınızdan gelen sesi dinleyerek uyuyacağınız, sevdiklerinize sımsıkı sarılabileceğiniz, hayallerinizi, her şeyden önemlisi de özgürlüğünüzü dilediğinizce yaşayabileceğiniz bir yıl diliyorum…

Eski tebrik kartlarının samimiyetini özlüyor musunuz?

Eskiden, eskiden dediğim de şöyle bir 25 yıl öncesinde yeni yıl tebrik kartları vardı. Üzerindeki resimlere, fotoğraflara bakılıp büyük bir titizlikle tek tek seçilerek alınırdı. Halalara, teyzelere, dayılara, amcalara, eş dosta birbirlerinin kartlarını görebilirler diye farklı farklı şeyler yazılırdı. Herkese aynı şeyleri yazmak bir değer vermezlik olarak düşünülürdü o yıllarda. Hepsi zamanın hızına yenik düştü. Geçenlerde 1993 yılbaşında rahmetli annem ile rahmetli babama yılbaşı hediyesi ile birlikte verdiğim yeni yıl kartını buldum. Uzun uzun yazmışım dileklerimi değil de, yılbaşlarına ilişkin düşüncelerimi.

İnsan hasta olunca neyi özler?

Neyi özledim biliyor musunuz kendimi doya doya yormayı. Oysa ki şimdi hiçbir şey yapmadan kendimi yorgun hissediyorum günboyu. Ucuz bir yorgunluk. Sevmiyorum bu yorgunluğu. Yattığım yerden kuşları ve rüzgarı dinliyorum. Böyle geçti Aralık ayım. (Mide kanaması geçirdikten sonra günlüğüme yazdığım kısa bir not.)

Tarihi öğrenmenin en iyi yolu mimaridir

Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya kitabında; “Tarihi öğrenmenin en iyi yolu mimaridir. Tarihi kitaplardan çok mimari eserlerden öğrenebiliriz. Kitaplar çarpıtabilir tarihi ama mimari eserler bunu yapamaz” der. Savaşlarda, terör saldırılarında o toplumun geçmişle bağını koparmak için tarihi eserlere bu kadar yoğun saldırı yapılmasının ardında bu gerçeğin yattığını düşünüyorum. Mimari eserleri yok ettikten sonra tarihi yazılı olarak çarpıtmak çok daha kolay çünkü.