Zaman zaman kendimi geçmişte yaşadığım güzel ülkemden bir daha geri dönmemek üzere sürgün edilmiş gibi hissediyorum. Bu duygunun bir orta yaş psikolojisi ile ortaya çıktığını sadece benim yaş grubumda insanların yaşadığını da düşünmüyorum, belki ifade etmiyor olsalar da benzer hisleri çok kişi hissediyor. Mutsuz insan yüzlerini daha çok görüyorum metroda, vapurda, sokaklarda, çaresizliğin üzerimizde yarattığı baskının boğuculuğu her geçen gün daha da artıyor. Bayramlar da, tatiller de bu toplumsal travmanın atlatılmasına çok fazla yardımcı olmuyor sadece bedenimizin dinlenmesini sağlıyor, o kadar. Aksine dinlenmiş bir beden ve zihin sağladığı dinginlikle üzerimizdeki yükün ne derece ağır olduğunu daha iyi hissetmemize neden oluyor.
40 yıl öncesinde bugün sahip olduklarımızdan bir çoğuna sahip değildik ancak geleceğe yönelik bir umudumuz vardı. Bir önceki kuşaklar bizim onlardan çok daha şanslı bir nesil olduğumuzu söylerlerdi. Bugün biz çocuklarımız için aynı şeyleri söyleyemiyoruz ne yazık ki, onların önündeki hayatın teknolojinin getirdiği tüm kolaylıklara rağmen daha iyi olacağını düşünmüyoruz. Önceki kuşaklardan aldığımız mirası sonraki kuşaklara aktaramamanın verdiği bir suçluluk duygusunun bir şekilde dışa vurumudur belki de yaşadıklarımız.
Category Archives: Genel
Fenerbahçe’deki sorun

Fenerbahçe’deki sorun sağ, sol bek, orta sahanın ortasındaki ikili ve forvet arkasındaki (hep bahsedilen o 10 numara) oyuncuların yetersizliği. Böyle olunca takım akmıyor, topu geriden beklerle de, orta saha oyuncuları ile de oyuna sokamıyorlar. İlginçdir yapılan son 2 tranfer de Lens ve Sow asıl ihtiyaç duyulan bu bölgelerin oyuncusu değil. İlk 3 haftada gördüğüm Gökhan ve Caner’i çok arayacağız gibi. Ortada Mehmet Topal olunca takım biraz kıpırdıyor, olmadığında tamamen duruyor, Ozan, Salih, Souza topu oyuna sokmakta da, takımı atağa kaldırmakta da çok yetersizler. Advocad, Bursa maçında elindeki tüm forvet ve kanat oyuncularını oyuna aldı ama orta saha işlemediği için takım topu bu oyunculara taşıyamadı. Sadece Volkan Şen’in ve oyuna girdikten sonra Stoch’un çabaları ile rakip kaleye gidebildik.
Son yıllarda gördüğüm en kötü Fenerbahçe bu. Yukarıda belirttiğim noktadalarki oyuncuların performansı artmaz ya da yerlerine doğru oyuncular alınmazsa bu sezon işimiz hayli zor. Ukranya’daki maçın ilk yarısını internetten seyrettim, takım daha derli toplu ve dikkatli top oynuyor, Mehmet Topal’ın orta sahada olması ciddi bir hareket getirmiş, defansta önemli bir açık vermedik. Ancak tüm bu olumlulukların yanında ilk devrede rakip kale önünde Souza’nın kafası dışında tek bir tane bile pozisyon bulamadık. Sorun beklerin zayıflığından dolayı kanatların çalışmaması ve orta sahadan oyunu doğru kuramamış olmamız. Umarım, bu kötü dönemimizde hiç olmazsa bir puan ile döneriz Ukrayna’dan
CV’nizde yazdığınız kariyer hedefi, şu 2 soruya cevap vermeli
CV’nizde yazdığınız kariyer hedefi, şu 2 soruya cevap vermeli: Neden o firmaya başvuruyorum? Neden o işe (pozisyona) başvuruyorum?
İnsanı anlamadan İnsan Kaynakları işini yapmak
İnsanı ve doğayı anlamadan nasıl İnsan Kaynakları işini yapıyorlar anlamıyorum. Mülakatta anlatılanlar, CV’ler insanın kendini saklamasını kolaylaştırıyor çoğu zaman. Oysa mimikler, vücut dili her zaman daha çok şey anlatır. Kimi zaman adayın bir gülümsemesi CV’sinden daha fazla o işi yapıp yapamayacağı ilgili bir ipucu verebilir…
Mutsuzluk Döngümüzü Nasıl Yaratıyoruz?
Pahalı, lüks şeyler alıp onları tüketerek kaynağını çözemediğimiz, çözmek için üzerinde kafa dahi yoramadığımız sorunlarımıza çözüm bulmaya çalışıyoruz. Psikolojik gereksinimlerimizi doğru çözümleyemediğimiz için sürekli olarak maddi şeylere yöneliyoruz. Yöneldiğimiz bu maddi nesneler psikolojik ihtiyaçlarımızı karşılayamadıkları gibi bizim gerçek ihtiyaçlarımızı bulmamıza da yardımcı olmuyorlar. Sonuçta kurtulamadığımız bir kısır döngü içinde kendimizi de hayatımızı da tüketiyoruz.
Olumsuz insanlardan uzak durmak için 4 neden
Olumsuz insanlardan uzak durmak için 4 neden:
1. Moral bozarlar
2. Fayda yerine zarar verirler
3. Hiçbir şeyi beğenmezler
4. Enerji tüketirler
Karamsar insanların dört özelliği:
Karamsar insanların dört özelliği:
1)Bakışları donuktur
2)Heyecan duymazlar
3)Söze “olmaz, çünkü” diye başlarlar
4)Negatif enerji yayarlar.
İşbirliğini severim çünkü…
İşbirliğini severim çünkü; daha fazla işbirliği daha az kaynak kullandırtır. Minimum kaynakla maksimum verimliliği giden en kestirme yol işbirliğidir.
Çağın sevgi anlayışı
Çok da fazla değer vermeden, anlamak için kafa yormadan, sadece bize iyi geldiği, kendimizden bir şeyler bulduğumuz için başkalarını seviyoruz. Bencilce, karşılık bekleyen bir sevgi bizimkisi.
Savaşlar neden hiç bitmez?
Bu başlığı tıklayıp yazıyı okumaya başlayanların, savaşın insanın doğasında olduğunu, doğada fiziksel olarak bu kadar güçsüz bir canlı olmamıza rağmen aklımızla ve diğer canlılarla savaşarak ayakta kaldığımızı ve benzeri düşünceleri içlerinden geçirdiklerini hissedebiliyorum. Bunları hissetmekle beraber farklı bir bakış açısı ile yaklaşmak istiyorum konuya.
Dikkat eder misiniz, tarih kitapları hep savaşları anlatır, savaşın süresi, başladığı yıl, bittiği yıl, ölenlerin sayısı (o yıllarda hangi teknoloji ile belirleniyorsa artık) ve bunlara benzer bir sürü bilgi. Çocukken çok merak ederdim, bu savaşan toplumların hiç barış dönemi olmamış mı, savaşmadıkları zaman nasıl bir yaşam kültürleri olmuş, o kültürden bugüne hangi izler kalmış, barışı neden devam ettirememişler? Bu sorularıma okulda iken hiçbir zaman cevap alamadım, belki de bunun için bir kurgu içinde verilen tarih derslerini hiç sevemedim.
Yeryüzündeki savaşların bitmemesinde,tarih kitaplarının, küçük yaşta bilinç altımıza işlediği savaş kazanmanın bir zafer olduğu algısının önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Oysa ki varsa gerçek zafer hiç savaşmayıp, barış içinde yaşayabilmektir. İnsanların savaş acısını yaşamamasıdır.
Bize verilen tarih derslerini ve o derslerdeki bilgileri düşündükçe şöyle bir sonuca ulaşıyorum; bütün o yazılı tarih, eksik bilgilerden üretilmiş, kazananların kaleme aldırdığı, doğruluğu hep sorgulanması gereken tartışmalı metinlerdir.