Doğu Ekspresi Notlarım

Doğu Ekspresi, zamanında hızlı gittiği için ekspres diye adlandırılan tren bugün mevcut trenler içinde en ağır gideni. Bir zamanlar çabukluğu çağrıştıran ekspres sözcüğü, bir çok kelime gibi gerekli gereksiz kullanıla kullanıla klişeleşeleşerek anlamsal ömrünü tamamlamış artık.

Uçsuz bucaksız manzaraları, karlı dağları, dağlardan inen yolunu kaybetmiş çayları, çimenlerde otlayan hayvanları, ıssız bozkırları, uzaktaki köyleri, küçük demiryolu kasabalarını, terk edilmiş istasyonları tüm gün boyunca bir trenin penceresinden, raylardan gelen o sesler ile birlikte ağır ağır seyretmek. Istanbul’un betonlaşmış, yeşilsiz, kasvetli, insanı boğan dokusundan sonra adeta ruhumun serin bir suda yıkandığı duygusunu yaşattı bana.

Tren penceresini de, otobüs penceresini de, evlerin pencerelerini de severim çünkü manzarayı çerçeveledikleri için insanın gördüklerine daha rahat odaklanmasını sağlarlar. Pencereden gördüğünüz görüntüleri bir fotoğraf karesi gibi zihninizde saklayabilirsiniz.

Doğanın uyanışı ile birlikte canlanan yeşilin birbirine yakın tonları ile henüz yeşermemiş kuru dalların o tuhaf kontrastı tren penceresinin arkasında kışı ve baharı aynı anda yaşıyormuşum gibi hissettiriyor. Yemyeşil bir doğanın içinde kupkuru ağaç dalları. Yılın kaç günü doğa bu tuhaf çelişkiyi yaşıyordur acaba?

Hayatta hiç bitmesini istemediğiniz anlar vardır ya, bu 24 saatlik Kars Ankara seyahatim de böylesi zamanlardan biriydi benim için. Trenin rötar yapmasını çok istedim ama toplamda sadece iki saatlik bir rötarımız oldu. O gecikmenin de bir saati Sivas civarında jandarmanın köpeklerle yaptığı kimlik kontrolünden kaynaklandı. Yani yorgun Doğu Ekspresinin neden olduğu rötar hemen hemen bir saatti. Sonrasında transfer yapacağınız başka bir yolculuğunuz varsa arada bir üç saat boşluk bırakmakmanızda fayda var.

Kars soğuğundan sonra kompartmanın sıcağının bir hayli yüksek olduğunu söyleyebilirim. 2 kişilik kompartmanlarda ihtiyacınız olabilecek her şeyi bulabilirsiniz. Ufak bir buzdolabı, elektrik prizi, rahat hareket edebileceğiniz bir alan, yatağa dönüşen konforlu koltuklar.

Dinlendirici bir müzik ile doğa manzaraları arasında zamanı bir süreliğine unutup her şeyden uzaklaşabilmek için güzel bir fırsat sunuyor tren yolculukları. Kısa bir süreliğine de olsa dünyanın o kadar da kötü bir yer olmadığı hissini yaşayabiliyorsunuz böylesi seyahatlerde. Yola çıkmadan Spotify’dan bir kaç playlist hazırlamanızı tavsiye ederim. Özellikle klasik müzik eserlerinden oluşan liste doğa manzaraları eşliğinde çok iyi gidiyor. Seyahat öncesinde hazırladığım listeye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://open.spotify.com/embed/user/ckafadar2/playlist/1t2kT1SBUUobAi6THmA2Sf

Köylerin kendi içindeki düzenli yerleşimleri, köy merkezinde zarif mimarisi ile insanın üstüne gelmeyen bir köy camisi, köyün dışına doğru seyrekleşen ve birbirinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlayan evler, her köyün dışında selvilerin çevrelediği küçük bir mezarlık. 1453’den beri bir türlü yerleşemeyen biz Istanbullular için büyüleyici bir basitliği barındırıyordu içinde.

Tek tük arabaların geçtiği, solgun sokak lambalarının aydınlattığı sokakların sesizliği oralarda yaşayan insanların hayatının renksiz ve biraz da kederli olduğu hissini yaratmıştır hep bende. Muhtemelen onlar da, o arabaların park ettiği daracık kaldırımlardan evlerine gitmeye çalışan, kulağındaki müzikten ve şehrin o tuhaf gürültüsünden başka çok fazla bir ses duymayan biz şehir insanlarının ne hadar hüzünlü bir hayatı olduğunu düşünüyorlardır.

Garda birbirlerine aşık olan Anna Karanina ve Kont Vronsky, Before Sunset filminde Cline ile Jesse’in trende başlayan aşklarından mı bilmiyorum ama tren yolculukları aşk ve ayrılık gibi yoğun duyguları çağrıştırıyor bende. Belki de tren, edebiyatta ve sinemada kavuşturmaktan çok ayrılığı vurgulayan bir araç olarak kullanıldığı için böyle düşünüyorum. Her ne kadar Hollywood, 2. Dünya Savaşı sonrası dönen askerleri sevgilileri ile garda buluşturdukları sahneleri bir dönem çok kullanmış olsa da trenli sahnelerin ardından hep hüzünlü bir sahne beklerim ya da hikayenin içinde yeni bir bölüm açılmasını.

Gece insan sesleri kesildiğinde trenin sesi biraz rahatsız edici gibi gelse de o keyifli sallantıda çok rahat uyudum. Sallanan bir koltukta elimde bir kitapla farkına varmadan uyuya kalmak gibi bir şey trende uyumak. Bir rüyanın içinde iken umulmadık bir fren sesi ile uyanıp, gözünüzü hafifçe araladığınızda gökyüzünün ne kadar yıldızlı olduğunu görüyorsunuz ve Orhan Veli’nin “Gemliğe doğru denizi göreceksin sakın şaşırma” dizesinde söylediği gibi kısa süreli bir şaşkınlık yaşıyorsunuz. Sonrasında da o ritmik sallantının içinde tekrar rahatlıkla uykuya dalıyorsunuz.

Hava açık ve ışık da iyi ise pırıl pırıl tren penceresinden güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Fotoğraf çekmek için en iyi saatler gün batımı ve gün doğumu saatleri. Şansıma berrak, ışığın sertliğini kıran hafif bulutlu bir hava vardı yolculuğumuz boyunca. Günün ağırmaya başladığı o saatlerde kendinizi uykuya teslim etmeyin, tüm o muhteşem manzaraları ağır ağır seyredin derim. Bu saatler mevsime göre değişiyor. Bizim seyahatimizde en güzel gün batımı İliç Divriği arasında, gün doğumu ise Kırıkkale’ye yaklaşırkendi. Kemah’ta ise öğle saatleri olmasına rağmen ışık çok iyi idi. Ayrıca internet ve telefon bağlantınızın zaman zaman kesilmesi de sizin tamamen bu harika manzaranın içinde yaşamanıza fırsat veriyor.

Trende öncelikle yanınıza 3’lü elektrik prizi, su ısıtıcısı, poşet çay, meyve, kuruyemiş, Kars’tan dönüyorsanız tabii ki Kars Peyniri almanızı tavsiye ederim. Trende verilen yemekler pahalı değil ama pek tavsiye etmem. Hazır çorba, hazır köfte, tatsız tuzsuz bir döner. Bu arada Erzurum’a bir saat kala Cağ Kebabı da sipariş edebiliyorsunuz, vagon numaranızı söylemeniz yeterli. Midesi benim gibi hassas olanlar için sarsıntılı bir trende böylesi bir kebap biraz riskli olabilir.

Yemekli vagonda sabah 7.30’da kahvaltı bitmişti, 26 adet çıkıyor dedi arkadaş. Akşam yemek saatinden önce hele bir de hava soğuksa kalorifer yanı bir masa bulmak pek kolay değil.

Trende tek olumsuz taraf tuvaletlerin hijyeni, sifon zaman zaman çalışmıyor, su elektrikle vakumlandığı için sigorta atabiliyor.

TCDD personelinin kaliteli bir hizmet verdiklerini söyleyebilirim. Ne zaman bir şeye ihtiyacımız olsa güleryüzlü kondüktör arkadaş yardımcı oldu sağolsun.

Eski tren pencereleri yarıya kadar açılır, kafamı dışarı çıkarttığımda rüzgarın yüzüme çarpması rutubetli yaz günlerinde nasıl da ferahlatırdı beni. Şimdi ki trenlerde sadece üstten küçük bir kısım açılıyor, teninizde hissedemiyorsunuz o rüzgarın tatlı esintisini. Sadece kompartmanın havasının temizlenmesine yardımcı oluyor bu küçük aralık.

Tren yolculuklarının belki de en güzel tarafı ulaşmaktan çok yolda olmanın tadını yaşatması insana. Manzaranın içinden sana bakan yansıman ile değil konuşmak, böylesi görüntülerin ortasında belirmesinden dolayı görmek bile istemiyorsun kendi aksini. Narsisus’un sudaki aksi kadar güzel görünmüyor kendi aksin sana.

Bir arkadaşım, trenin tıktık larını 20 saniye boyunca say, sonucu 2 ile çarp, aşağı yukarı kaç km sürat ile gittiğini bulursun demişti. Ne derece doğrudur bilmiyorum ama bu hesapla saatte 50 – 60 km ile hız ile gidiyorduk.

Trenin peşinden koşan çocukların istekleri de değişmiş. Artık gazete istemiyorlar, ne istediklerini trenin içinden anlayamıyorum ama rehberimizden öğrendiğim boya kalemleri, boyama kitapları istiyorlarmış bugünün trenin arkasından koşan çocukları

Hafızanıza muhteşem doğa manzaralarını kaydetmek, Gri Istanbul’un o boğucu trafiğinde kaydettiğiniz görüntüleri geri çağırarak biraz olsun rahatlamak istiyorsanız sizlere Doğu Ekspresi ile 24 saatlik bir seyahati tavsiye ederim. Doğanın özellikle ilkbahar, sonbahar ve kış aylarındaki renklerini görmek için belki de bu üç mevsimde de böylesi tren seyahatlerini yapmalı. Sonraki planın ne derseniz, fırsatını bulduğumda, işlerimin yoğunluğundan o imkanı pek de bulabileceğimi sanmıyorum ama eğer aralarda bir boşluk olursa bu sefer sonbaharda ya da kışın Tatvan Ekpresi ile Tatvan – Van seyahati yapmak istiyorum. Moskovadan yola çıkan Trans Sibirya Ekspresi ile 15 günlük bir geziye ise açıkcası henüz cesaret edemiyorum.

Bir yazının sonu da, bir tren yolculuğunun sonuna benziyor çoğu zaman. Severek yazıyorsanız o son cümleleri yazmak istemiyorsunuz bir türlü, yolculuğunuz gibi yazdıklarınız da devam edip gitsin istiyorsunuz.

Oğuz Atay’ın tren yolcularına yazdıkları hikayeleri satarak yaşamlarını sürdüren insanları anlattığı, aynı zamanda onun yazdığı son metin de olan “Demiryolu Hikayecileri – Bir Rüya”nın o etkileyici sonu ve unutulmaz son cümlesi ile bitirmek istiyorum Doğu Ekspresi Notlarımı

‘Bir mektup yazmak istiyordum, ama adres bilmiyordum. Yani hiçbir adres bilmiyordum. Buna inanmazlardı, bunun için utanıyordum. Bana herhangi bir adres söyler misiniz diyemezdim. Oysa herhangi bir adres yeterliydi benim için. Bir zorluk daha vardı o zamanlar, şimdi de var, yani bir süre geçtiği halde kendi adresimi de bu mektupta yazma fikri beni düşündürüyor. Bu hikayemi, ekspres ya da posta treni artık – belki de yalnız belirli bir süre için – geçmediği halde, bir yolunu bularak okuyucularıma – artık alıcım kalmadı – iletebilsem bile, nerede bulunduğumu nasıl anlatacağım? Bu sorun da beni düşündürüyor. Ama gene de ona yazmak, hep onun için yazmak, ona durmadan anlatmak, nerede olduğumu bildirmek istiyorum. Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin?’

Tekrar okuyorum o Atay’ın insanı içine alan büyüleyici satırlarını ve düşünüyorum peki biz neredeyiz diye. Atay’ın hikayelerinin, romanlarının tam da orta yerindeyiz bence.

2 thoughts on “Doğu Ekspresi Notlarım

    • Şahin Bey, değerlendirmeleriniz için çok teşekkür ederim. İş hayatının yoğunluğundan yeterli vakti ayıramıyorum. Birikmiş çok yazım var, zaman bulduğumda üzerinde çalışmak istiyorum. İlginiz için tekrar teşekkür ederim 😊

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s